Oğul!
Prof. Dr. Zekai Özdemir
Gönderdiğin mektubu aldım. Yazdıklarını okuyunca çok çok memnun oldum ve duygulandım. Ellerine sağlık. Burcunun bebeğinin olmasına gizemin yuva kurmasına çok sevindim. Allah mübarek etsin. Halanı ziyarete gittiğini dedene, babaannene ve babana söyledim. Çok ama çok hislendiler ve Hatta baban ağladı.
Şimdi oğul gelelim bana. Beni ellerinle toprağa koyduğun gece biraz korktum biraz ürktüm. Sonra dedim ki namaz borcum oruç borcum yok, kul hakkı yemedim, müslüman vatanını milletini seven evlatlar yetiştirdim. Neden korkuyor neden ürküyorsun. Gece yarısına doğru sorgu sual melekleri geldiler ve görevlerini yapıp gittiler. Sorularına bildiğim kadar cevap vermeye çalıştım.
O gecenin sabahında kalktım annemi babamı ve babanı aradım. İlk karşıma çıkan kızım Şadıman oldu. Kokladım öptüm. Arkasından baban geldi. Yine aynı pek bir değişikliği yoktu. Bana ilk söylediği iyi ki geldin. Geceleri çok soğuk oluyor. Seni, Bekir’i sordu. Kızları sordu.
Senin evlenmediğini söyledim. Çok sinirlendi. Bekir’in kızlarını, İlker, burcu ve gizemi sordu tek tek anlattım. Sevindiği gözlerinden belliydi. Bilirsin baban ağlamayan ve sevgisini göstermeyen erkeklerdendi. Derken dedelerin, babaannen anneannen ve dayıların geldiler. Zeki ağbinle TAYLAN öğlene doğru uğradılar. Taylan bana sarıldı ve annesini özlediğini söyledi. Bülent ve Mehmet ikisi sonra gelip elimi öptüler. Burada hayat böyle başladı.
İnan oğul; huzurluyum, bahtiyarım. Her hafta mezarımıza gelip dua okumana seviniyorum ama soğuk havalarda gelme üşüyüp hastalanma. Evin hayırlı olsun. Güle güle otur.
Biz gündüzleri zikirle geceleri yıldızlarla göz göze gelerek günlerimizi geçiriyoruz. Buradaki hayatı anlatmamız hem yasak hem benim anlatmaya gücüm yoktur. Zaten mektubu da ben söylüyorum baban yazıyor. Yazısından tanımış olman gerek.
Oğul hayatında güzel olan ve senin için bir anlamı olan hiç bir şeyi hayatından çıkarma. Ben eskimeyen sevgiyi çocuklarımda gördüm. Biliyorum yokluğum sana ağır geliyor. Boş yere günahsız gecelere sitem etme, yastığını ıslatma. Uykusuz sözcüklere sarılıp uyuma. Seni öyle his edince, acımı acıyla sarıyorum, kefenim oluyorlar. Hasretle bilenme özle ama hasretle bilenme. Seni öyle his edince içim üşüyor. Biliyorsun, seni seviyorum ve içimi çeke çeke özlüyorum seni. İyi ki doğurmuşum seni oğul. Tenini koklayamıyorum ama oğul, gözlerin var ya gözlerin dolu dolu akıyor yüreğime. Seni avutamam bilirim. Bilirim sende beni unutamazsın.
Oğul beni hiç ölmeyecekmiş gibi sevdin, biliyorum. Onun için beni öldüremiyor, anne katili olmak istemiyorsun. Haklısın ölmedim. Tam aksine dirildim, burada. Dirildim çünkü, Yunus’u çünkü Veysel Karani’yi, çünkü ehramcı İsmail efendiyi gördüm. Şol cennetin sularından içtim. Ben ölmedim oğul, dirildim. Uyuyordum uyandım.
Sana son sözüm hüzün taşıma yüreğinde. Görmesin kimse anlamasın kimse ve bende hissetmeyeyim hüznünü.
Oğul unutmadım bir 5 Ocak gecesi deli Esen yellerle geldin, dünyama. Doğum ve ölüm arasındaki o koca boşluk var ya seni üzmesin. Biri sana sende birine ışık ol ki o koca boşluk dolsun. Oğul Doğum gününde bu mektup eline geçecek biliyorum. Doğum gününü kutlamadan önce bil ki ben bitmedim, sende bitme. Bir beyaz gemi yolculuğundayız unutma e mi? Seni her dem izlediğimi bil. Sen bir yağmur tanesi kadar yalnız değilsin. Sessizce yanındayım her an. Hayatına nokta koyma virgül koy. Hayatını eski bir radyo hayatını taş plaklara çevirme. Umutlarını, Ümit’lerini tazele ki bulsun ruhun ebedi vuslatı.
Neyse çok uzattım.
Oğul ben senin yüreğinden öpüyor, yüreğime, sende şahit olman dileğiyle tekrar Doğum günü kutluyor, senin dediğin gibi, elbet bir gün buluşacağız bu böyle yarım kalmayacak.
Annen
Not: içim acıyor bir daha mektup yazma! Hoşçakal ve Allah’a emanet ol!
Yorumlar
Yorum Gönder